Önceki yılları hatırlıyorum, geç ergenliğimi. Hissetmekten, sevmekten korkuyormuşum, çok acı çekmişim gibi davrandığım zamanları. Belki gerçekten çekmiştim o acıları ama, şu an hissettiğim korkuları iddia ettiğim gibi gerçekten duymamıştım. Bariz poz kesiyordum. Sanırım bu sefer gerçekten hissetmek istemiyorum, sanırım gerçekten kırılmışım artık. “Biriyle konuşmasam da olur, kendi kendime yazarak da düşüncelerimi kafamdan atabilirim.” diyebiliyorum. Genelde kiminle konuşacağını bulmak, kendi kendine bazı şeyleri kelimelere dökmekten daha zor zaten. İnsanlar kafanı daha da karıştırma konusunda çok şaşırtıcı olabiliyorlar. İç dökmek isterken daha fazla doluyorsun. Arctic Monkeys’den “Snap Out Of It” dinliyorum. Duruma çok uyuyor, snap the f*ck out of it dude.

 Üzücü bir şekilde, ilişki için özgüvenim yok. Reddedilecek cesaretim yok, rencide edilecek cesaretim yok, duygusal gerginliğe cesaretim yok. Pek bir şey yaşayamadım ama yaşamaya çalışırken çok utandırdım kendimi, çok fazla pişmanlık duyduğum şey yaptım. (Şu an bazı hisler işgal ediyor zihnimi. Neden yazarken sanki bir gün yazdıklarını milyonların okuyacağı ünlü bir yazar potansiyelini kendimde görerek gerildiğimi anlamıyorum. “Ya olursam” düşüncesi yüzünden büyük adam olacağım varsa da kasıntılığım yüzünden kendimi sabote ediyorum sanırım mdföçhmsfhnmfdhnm. Kendine yazıyorsun işte, lisede yazdıkların gibi bunları da kimse okumayacak. Edebi bir dilim yok, yazdıklarımın ya da dünyaya bakış açımın edebi eleştiriler karşısında hayatta kalamayacağının bilincindeyim.)

 İnsanlar beni çıldırtıyor. Çoluk, çocuk bir sürü kişi. Kime saf duygulardan söz açsam dünyanın bütün hallerini yalayıp yutmuş gibi tepeden bakarak ahkam kesiyorlar. Bu yüzden insanlara duygusal anlamda açılmaktan iğreniyorum artık. Her insan birbirinin dünyaya bakış şeklini anlayamaz, bence mesele bundan ibaret. Zaten konuştuğum insanların çoğu da klişe cümlelerle “yardım” ediyor. Ben 22 yaşında olsam da hala lisenin ortalarındaki bir ergen gibi (!) bazı duygularımı tüm saflığıyla aktarmaktan memnunum. Hislerimi o şekilde yaşamaktan, hala o masumiyeti korumaktan utanç duymuyorum. Anlayamayacak kalas kafalılara bir şeyleri anlatmak için niçin çabaladığımı da anlamıyorum.  Büyümeyen bir yüzüm var, sanırım bu yüzden insanlar kafamın içindekileri ciddiye almıyor. Evet, 22 yaşındayım. Evet, hala bazı şeylere çocuksu bir saflıkla yaklaşıyorum. Hayır, üzülmemi istemediğinizi söylerkenki iyi niyetiniz umrumda değil. Hayır, merak etmiyorum aslında düşüncelerinizi. Yalnızlık beni yutup içine çekmesin diye anlatıyorum bazı şeyleri.


Yorumlar